1/4/2008 · Kategori: Siyaset

Ergenekoncuları Rusya'da bulmuşlar !

Değerli site takipçileri,

Hepimizin bildiği gibi Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan bir çok kişi olmuş ve bu tutuklamaların AKP'nin kapatılma davası ile ilgili olduğu uzun uzadıya tartışılmıştır.İşleyen iki süreç hakkında da uzunca yorum yapmak şu noktadan sonra kimsenin yararına olmaz diye düşünen kişilerdenim.Hal böyle iken , Ülkeyi yöneten kişilerin , Devletin asli organlarına ve milletin de , iktidar partisinin de içinde olduğu devlet organlarına saygıyla yaklaşması gerektiğini hatırlatmak da fayda görüyorum.

 

Gelelim konu başlığımıza .. Bazı -herşeyi bilen- küresel sermaye  ortağı arkadaşlar , böyle bir iddiayı öne sürecek kadar , "düşünceli" davranmışlardır.Hergün Türk yargısına ve anayasal sistemine futursuzca söven AB/D brokratlarını görmezden gelen bu kesim , soruşturma kapsamında hapse girenlerin bir çoğunluğunun anti amerikancı olduğunu ve bu nedenle küresel odakların kurbanı olduklarını iddia eden Aleksandr Dugin'i de Ergenekoncu ilan etmişlerdir.

 

Ha diyenin  "darbeci", hu diyenin şeriatçı , cik diyenin akbaba ilan edildiği bu medya ve siyaset ortamında , kendinizi gergin hissettiğinizi biliyorum.Umarım birileri önüne geleni suçlamak ve "Taraf" lı sızma/süzme haberler yapmak yerine , sağ duyu içerisinde yaşamayı öğrenir !

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

8/5/2007 · Kategori: Siyaset

Türk İdari Sistemi Sarsılıyor !

Siyasal hareketlerin ,sosyal düzen üzerindeki etkilerini hep birlikte izlemekteyiz.Akp’nin mağdur edebiyatı yaparak güçlendiği şu dönemlerde , muhalefet olarak sağ cephedeki Anap ve Dyp ‘nin , Dp adı altında birleşmesi de bu manidar etkilerin bir sonucudur.Bu birleşme kısmen de olsa Akp’ye güç kazandırmıştır.Lakin bir kısım oyları elinden alacağı da kesindir.Sağ cephenin diğer güçlü ( barajdan çıkma ihtimali olan) partisi ise Mhp’dir.Mhp’nin mevcut siyasal çalkantıları diğerlerine göre daha uzaktan izlemesi alacağı oylar hakkındaki gizemin devam etmesini sağlamaktadır.Chp’nin ise , soldaki baskın genlerini kullanarak ağırlığını hissettirmesi görülen bir gerçektir.Bazı sol partilerle birleşme hareketleri , Chp’ye oy kazandıracaktır fakat unutulmaması gereken bir şey vardır ki ; Bundan 2-3 ay öncesine kadar oluşmuş olan , Akp-AntiAkp muhalefetinin , Laik-İslamcı muhalefetiymiş gibi görünmesini sağlayan en etkin güç , yine Chp’dir.Bu durumun ise Akp’den başkasının işine yaradığı söylenemez.En büyük sermayesi , mağdur siyaseti izlemek olan Akp, halkı en zayıf noktasından vurmayı başarmıştır.Şuandan sonra Akp’ye karşı oluşan bütün tepkileri , İslama karşı oluşan tepkilermiş gibi gören , büyük bir kesimin olduğunu kabul etmek gerekir.

Mevcut durumun sorumlusu tabiî ki tek başına Chp değildir.Demokratik tepki adına büyük bir takdiri hak eden  son meydan mitinglerinin etkisi Akp’yi rahatsız edecek düzeyde olsa da , bu mitinglerin, “ Akp’nin tek sorunu laik düzeni yıkmak”mış gibi algı oluşturması ve insanların böyle algılamasını sağlayan medya kuruluşlarının varlığı sayesinde Akp’nin oy hanesine yenileri eklenmiştir.

Zamanlama konusunda , olumlu ve olumsuz sonuçları olan  TSK bildirgesi , demokratik bir ülke ordusunun , demokratik çerçevede görüş bildirmesinin en tabiî örneğidir.Bildirgenin, yukarıda çizmeye çalıştığım tabloya benzer bazı eksiklikleri olmakla birlikte , tek muhatabının hükümet olduğunu söylemek yanlış olacaktır.Türk “idare” düzenini kendi menfaatleri doğrultusunda etkilemeye çalışan , dış ülkelere de cevap verildiği gerçeğini görmezden gelmek yanlış olacaktır.Zaten ülkede oluşan milliyetçi/ulusal tepkinin bilinç altında yatan sebebi , sadece siyasi değildir mamafih idari düzenin kökten sarsılmasından ve milli iradenin zayıflamasından kaynaklanan çekinceler , siyasal çalkantılar arasında prim konusu haline getirilmiştir.Bununla beraber , “anti-laik” kesimin dini siyasete alet etmesine alışan Türk siyasal sistemi , bu sefer “ laik” kesimin bazı ifade hataları yüzünden , dinin siyasete alet olmasına şahitlik etmektedir.
Akp’nin yaptığı açıklamalar ve mevcut parti stratejisi , büyük ölçüde , dışarıdaki “Türkiye uzmanlarının” söyledikleri ve bekledikleri ile paralellik göstermektedir.Ulusal/milliyetçi tepkinin artmasından rahatsızlığını sık sık dile getiren , hükümet ve hükümet yanlısı medya , bu tepkinin sadece bir paranoyalar bütünlüğünden oluştuğunu ve ülkemizin itibarını sarsabileceğini söyleyerek , halkı etkilemeye devam etmektedir.

Türk halkının görmesi gereken birkaç gerçek vardır ; Akp islamın temsilcisi olmadığı gibi , Akp’ye karşı oluşan tepkilerin büyük kısmı da islama karşı değildir.Akp milli iradeyi değil , küresel iradeyi çoğu zaman tercih etmiştir.Hiç bir tarihte  Türk devlet kurumları ile bu kadar çatışma içerisinde olan başka parti , iktidar koltuğunda oturmamıştır.


Saygılarımla
Ay Dansçısı

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

13/3/2007 · Kategori: Siyaset

T-90s Asrın Neresinde !

Nato Standartları

Üye ülkeler arasında asgari amaçlı malzeme, parça araç ve gerecin temininde bir seri standard prosedürler tanımlanmıştır. Tanımlanan prosedürlerin büyük çoğunluğu MIL-Q-9858'den türetilmiş olup, Amerikan Ordusu'nun tedarik sistemi esas alınmıştır. Bu yaklaşım, üye ülkelerden girenlerin, ABD'nin de gelen ürün veya hizmetler arasında uyumun sağlanmasıdır. STANAG'lar olarak bilinen iki temel NATO Standardizasyon Anlaşması yapılmıştır. NATO Kalite Güvence faaliyetlerinin Çerçevesi STANAG 4107 ve STANAG 4108 anlaşmaları belirlemektedir.

STANAG 4107; Ulusal Kalite Güvence Sistemlerinin karşılıklı tanınması esasına dayanmaktadır.  STANAG 4107 üye ülkelerde asgari kalite güvence sistem dayanışması olarak da yorumlanmaktadır. İyi işleyen bir yaklaşım olmadığı söylenebilir.

STANAG 4108, Allied Quality Assurance Publications (AQAP) adı ile üye ülkeler arasında veya üye ülkelerde asgari ürün ve hizmetin standardize edilmesi, geliştirilmesi, yenileştirilmesi ve savunma amaçlı kullanılması usul ve esasları tanımlamaktadır. ABD DoD Standardları ile uyumludur.

Körfez Savaşından ve SSCB nin dağılmasından kısa  süre önce ! dünya platformunda "Kalite Sistemi" anlayışı yenileşmeye başlamıştır.NATO , Mevcut Kalite komseptini bahane ederek ve Avrupa Birliğininde girişimlerini durdurmak adına İSO standları ile bütünleşik , yeni kalite anlayışını ortaya koymuştur.

NATO'nun yeni seri standartlarının ismi " ASRIN SERİSİDİR "

"Asır Standardı olarak tanımlanmaları, verilen sayılardandır. Numaralama Sistemi yüzünden asır serileri adı yakıştırılmıştır." Deniyor olsa ve hatta tam olarak böyle olsa bile , etkili bir psikolojik savaşın , güzel bir örneğini görmemize engel olamaz.

Madalyonun diğer tarafından bakacak olursak , NATO nun devam ediş amacını ve Türkiyemize "katkılarını" da düşünmek zorundayız.Konuyla ilgili olarak ; M60 tanklarının NATO standartlarına uyması , güçlü ve yerinde bir savunma konseptinin göstergesi midir ?

Kanımca , NATO standartları ya da bu standartlara uymak soğuk savaşın bitiminden sonra , Türkiye'ye pek de fayda sağlamamıştır.Bu standartların , politik , siyasal , ekonomik ve sömürücü yanlarını düşünmeden , salt teknik yanlarıyla ele alınması :
1-Mevcut bilimsel araştırma ortamımıza güvenilmemesi
2-Ve sayılan diğer konular ( politika ,siyaset ,ekonomi vs. ) hakkında ÇOK iyimser olunması

'ndan kaynaklanmaktadır.


T-90 için bir kaç ekleme yapmak gerekirse ;

Hindistan 310 T-90s tankı için sözleme imzalamıştır ki bunların yarısından fazlasını kendisi modernize edebilecektir.Cezayir , 180 T-90s tankı için sözleşmeye imza atmıştır.

 

T-90 Hakkında daha fazla bilgi almak için

 

http://www.birliknet.com/operasyonb/index.php?topic=23196.0

 
Kaynakçam :
www.mbm.com.tr
www.army-technology.com
www.fas.org

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

5/10/2006 · Kategori: Siyaset

Hukuk Devleti olmak için Laiklik

Laiklik
Atatürk ilke ve inkılaplarından olan laiklik kavramına geçiş sürecini değerlendirelim ;
1921 Anayasasın'da hüküm yok
1921 Anayasası 1923 değişikliğinde - Devletin dini islamdır.
1924 Anayasasında - Devletin dini islamdır.
1924 Anayasası , 1928 değişikliğinde -Hüküm yok.
1937'de laiklik ilkesi benimsenmiştir.

Türkiye Cumhuriyetinin ilk anayasasından beri , tam 16 yıl kademeli bir geçişle laiklik ilkesi benimsenmiştir.Oysaki ; Kılık kıyafet kanunları , ölçüler vd. değişiklikler çok kısa sürede hayata geçirilmiştir.Tabiri caizse 1 günlük değişikliklerdir bunlar.Fakat laiklik ilkesine geçişte uzun bir süreç gözlemlememiz mümkündür.
Batılı anlamda laiklikle bizim laiklik ilkemiz arasında fonksiyonel farklar bulunmaktadır.Çok basit bir tabir olacak ama ; Müslüman bir toplum için bu fonksiyonel farklar zaten gereklidir.Çünkü batılı anlamda Laiklik , kilise karşıtı , bir fikirdir.Kiliselerin dogma kararlarını etkisiz hale getirmek isteyen kralların savundukları bir öğreti olarak doğmuştur.
Nufusunun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu ülkemizde bizim anlamamız gereken laiklik şu küçük kelimeyle özetlenebilir.
"Devletler laik olur , kişiler laik olmaz." FAKAT Kişiler laik devlet sistemini benimserler.Hukuk devleti olmanın bir gereğidir bu.Devletlerin dini olmamalıdır,kişilerin dini özgürlükleri olmalıdır.

Osmanlı Devleti bile , tam anlamıyla teokratik ( şeriat devleti ) sistemi benimsememiştir.Türk örf ve adetlerine aykırı gelen , şer-i hükümleri uygulamadığını görebiliriz.Örneğin Fatih Kanunnamesinde , Recm cezası yerine ; "paraya da dönüştürülebilen , hafif dayak cezası" hükmü yer almaktadır.Halifelik Osmanlı devletine geçtikten sonra da bu ve benzer hükümler aynen devam etmiştir.
Kaldı ki bazı şer-i hükümler , dönemlerinde değerlendirilmelidir.Osmanlı devleti değişen koşulları ve olması gereken cezaları , Acemden ve Araptan daha iyi değerlendirmiştir.
Bunlarla beraber , Müslüman olmayan Osmanlı tebaasına , şer-i hükümleri uygulamamıştır ama Devlet-i ebed müddetin , laik bir devlet olduğunu söylememiz de mümkün değildir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::